top of page

Bağı Koparmak: Zihinde Bir Çöl Yaratmak

  • Yazarın fotoğrafı: Klinik Psikolog Ali Faruk Kızılhan
    Klinik Psikolog Ali Faruk Kızılhan
  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur


Bağı koparmak ve zihinsel çoraklaşmayı temsil eden soyut görsel

Bazen insan kendini hayata karşı kapalı hisseder. Sadece üzgün olmak değildir bu. Daha çok bir şeylerin içten içe çekilmesi gibidir. Yeni bir şey öğrenme isteği azalır. Birinin bizi anlamaya çalışması bile içimizde huzursuzluk uyandırabilir. Zihin sanki kurur. Duygular vardır ama işlenemez. İçeride bir çöl oluşur.


Psikanalist Wilfred Bion bu hali “bağa saldırı” kavramıyla anlatır. Ona göre mesele yalnızca birine kızmak ya da hayal kırıklığı yaşamak değildir. Asıl olan, zihnin iki şey arasında bağ kurma kapasitesinin hedef alınmasıdır. Yani duygu ile düşünce arasındaki, ben ile öteki arasındaki, soru ile cevap arasındaki bağın kopmasıdır.


Bağ kurmak aslında risklidir. Çünkü bağ, ihtiyaç demektir. İhtiyaç ise bağımlılığı ve hayal kırıklığı ihtimalini beraberinde getirir. Erken dönemde bir bebek, yoğun korku ya da dehşet yaşadığında bunu tek başına taşıyamaz. Bu duyguyu annesine “aktarır”. Eğer anne bu duyguyu içine alıp sakin bir şekilde işleyebilir ve bebeğe daha katlanılabilir bir biçimde geri verebilirse, bebek yavaş yavaş kendi zihinsel sindirim kapasitesini geliştirir.


Ama bu her zaman olmaz. Bazen bakım veren kişi bebeğin korkusunu taşıyamaz. Duygu ya geri püskürtülür ya da kaotik biçimde geri döner. O zaman bebek şunu öğrenir: “Bu duygu düşünülemez.” İşte bağ burada hasar görür.


Ham Duygular: Beta-Elementler

Bion bu işlenmemiş, ham duygulara “beta-elementler” der. Bunlar henüz düşünceye dönüşmemiş deneyimlerdir. Sanki zihinde öğütülmemiş, sert parçalar gibi dururlar. Eğer zihin bunları işleyemezse iki yol kalır: ya dışarı atmak ya da içeride yabancı bir cisim gibi yaşamaya devam etmeleri.


Klinikte bunu sık görürüz. Danışan aslında anlaşılmak ister. Ama anlaşılma ihtimali bile tehdit gibi gelir. Çünkü anlaşılmak bağ kurmaktır. Bağ kurmak ise ihtiyaç duymayı kabul etmektir. Bu yüzden duygu anlamlı bir cümleye dönüşmeden önce küfre, alaya, ani öfkeye ya da zihinsel bir “gürültüye” dönüşür. Bazen “mavi bir duman” gibi tarif edilen o tuhaf boşluk hali de budur: Duygu vardır ama cümleye dönüşemez. Dolayısıyla kişi bağı koparmak durumunda olduğunu ancak terapi sürecinde terapistin gözlemleyen bilinciyle anlamlandırabilir.



Küçük bir parantez: Dış gerçeklik meselesi

Bion’u okurken bazen şu soru ortaya çıkar: Madem beta-elementler dış dünyanın duyusal izlenimleriyle ilgilidir, o zaman neden Bion duyulara bu kadar temkinli yaklaşır?


Çünkü onun için duyusal veri tek başına hakikat değildir. Algı, henüz düşünülmemiş bir şey olabilir. Dış dünya zihne girdiğinde, bu her zaman anlamlı bir içgörü üretmez; bazen tam tersine zihni taşırır, doygunlaştırır, hatta “fazla gerçeklik” gibi çarpar. Özellikle ağır patolojilerde kişi, düşünmek yerine gerçekliğe yapışabilir. O zaman “gördüm, duydum” demek, düşünmenin yerini alır.


Bu yüzden mesele dış gerçekliği reddetmek değildir. Mesele, onu düşünülebilir hale getirebilmektir.


Zihnin Sindirimi: Alfa-Fonksiyonu

Sağlıklı işleyişte zihin bu ham parçaları dönüştürür. Bion buna “alfa-fonksiyonu” der. Alfa-fonksiyonu, duyguyu düşünceye çevirme kapasitesidir. Örneğin belirsiz bir huzursuzluk, “Yalnız hissettiğim için üzgünüm” cümlesine dönüşebilir. İşte bu dönüşüm zihinsel sindirimin kendisidir.


Bu kapasite çoğu zaman ilişkisel bir zeminde gelişir. Bebek için anne, yetişkin için öteki, terapi için analist bu dönüşüme eşlik eder. Önce birlikte taşınır, sonra kişi bunu kendi başına yapabilir hale gelir.


Bağı Koparmak: Bağa Saldırı Başarılı Olursa

Bağa saldırı başarılı olduğunda yalnızca bir ilişki zarar görmez. Asıl zarar gören şey bu dönüştürme kapasitesidir. Kişi duygu ile düşünce arasında köprü kuramaz. Soru soramaz ya da sorsa bile cevabı taşıyamaz. “Bu nedir?” sorusu yankısız kalır.


Merak burada zayıflar. Çünkü merak bilinmeyenle bağ kurma cesaretidir. Eğer zihin yeni gelen deneyimi işleyecek bir yapıya sahip değilse, yeni bilgi tehdit gibi hissedilir. Öğrenmek yorucu olur. Gelişim rahatsız edici gelir. Kişi her şeyi biliyormuş gibi görünebilir ama aslında hiçbir şeyi sindiremez.


Bu noktada iç dünyada bir sertleşme oluşur. Duygu düşünülmeden atılır. İç ses acımasızlaşabilir. Ama bu çoğu zaman bir kötülük değil, bir korunma çabasıdır. Zihin taşamayacağı şeyi dışarı atmaya çalışır.


Coşku Neden Tehdit Olur?

Coşku bile bazen tehdit haline gelir. Çünkü coşku bağ kurar. Canlılık getirir. Ama canlılık kırılganlık demektir. Eğer kırılganlık tolere edilemiyorsa, kişi canlılığın kendisine saldırır. Yaratıcılık kısırlaşır. İç dünya güvenli ama çorak bir hale gelir.


Terapi Ne Yapar?

Terapide olan şey çoğu zaman bu kopmuş bağların yeniden kurulmasıdır. Terapist danışanın tek başına taşıyamadığı duyguyu hemen geri püskürtmez. Onu tutar, düşünür, adlandırır. Zamanla danışan da bunu yapmayı öğrenir. Ham olan düşünceye dönüşür. Gürültü anlam kazanır.


Terapi bazen yeni bir şey öğretmez; sadece zihnin zaten sahip olduğu ama kaybettiği bağ kurma kapasitesini yeniden işler hale getirir.



Klinik Psikolog

Ali Faruk Kızılhan



Kaynakça


Bion, W. R. (1959). Bağlara Saldırı (Attacks on Linking). Psikanaliz Yazıları, 30. Kitap, Bağlam Yayınları.


Bion, W. R. (1957). Psikotik Kişiliklerin Psikotik Olmayanlardan Ayrımı. Psikanaliz Yazıları, 30. Kitap, Bağlam Yayınları.


Weiss, H. Klein ve Bion’un Kuramsal Konseptleri Arasındaki İlişkiye Dair. Psikanaliz Yazıları.


Oliner, M. M. Bion'un Beta-Elementleri ve İşlevleri: Bir Deneme. Çev. S. U. Girginer.


Abrevaya, E. Bion'un Psikoza Psikanalitik Yaklaşımı. Psikanaliz Yazıları, 30. Kitap, Bağlam Yayınları.


Ferro, A. Gerçeklik ve Kurmacalar. Psikanaliz Yazıları, 30. Kitap, Bağlam Yayınları.


Horovitz, M. Aktarım ve Hakikat. Psikanaliz Yazıları, 30. Kitap, Bağlam Yayınları.


Cogito Dergisi. (1996). Sayı: 9, Yüz Yılın Psikanalizi. Yapı Kredi Yayınları.

Yorumlar


bottom of page